Hamd olsun Allah’a…

Rabbimize şükreder, kendisinden yardım dileriz. Günahlarımızın affını kendisinden talep ederiz. Bizi doğru yola ulaştırmasını dileriz. Allah’a tevekkül eder, amellerimizin kötülüklerinden, nefsimizin aldatmacalarından yine rabbimize sığınırız.

 

 

Allah’ın hidayete ulaştırdığını kim saptıra bilir ki. O’nun kurtuluşa ulaştırmadığını kim hidayete erdire bilir ki. Allah’tan başka hakki ile ibadete layık hiçbir ilahın olmadığına, O’nun eşi ve benzerinin bulunmadığına iman ederiz.
Sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa’nın (S.A.V) O’nun kulu ve resûlû olduğuna şahitlik ederiz. Yüce AllahO’nu Salih kullarının tâbi olması gereken en mükemmel örnek insan olarak tâyin etmiş ve velilerin en büyük imâmı yapmıştır.

 

 

 

Allahım….

O büyük nebîye, Âli ve Âshâbı ile kıyamet gününe kadar kendisine tâbi olan bütün insanlara sâlât ve selâm eyle, bereketler ihsan eyle.

 

Nakşibendî yolunun büyüklerine intisap etmekle şeref duyan ve O yüce insanların kapı eşiğindeki hizmetçi olan Allah’a kavuşma yolunda onlar sayesinde adım atan her türlü çaresizliğe onların himmeti ile yol bulan aciz saliklerin günahlarını bağışla. Onların yolundan hiçbir zaman ayırma…

Manevi terbiyede silsile, insanın terbiyedeki nesebesidir. Bu manevi neseb ve ruhi bağ Hz. Muhammed efendimiz’e (s.a.v) kadar ulaşır. Bu bağ insanı sonuçta Allah’a götürür.

 

Her hak yolcusu manevi nesebesini tanımalıdır. Kimin yolunda kimin peşinde ve meşrebinde olduğunu bilmelidir. Önceki büyüklerin ahlakları, yaşantıları, hak yolunda çektikleri çile ve yaptıkları hizmetler bilinmelidir.

İnsan hak yolunda tâbi olduğu rehberleri, âlimleri, mürşidleri ve dostlarını ne kadar tanırsa o kadar kendilerini örnek alır, Kalbi kuvvetlenir, Yola aşkla yönelir, sabreder, çileye razı olur, rehberine vefa gösterir, en sonunda da safayı bulur.

Nesebini baba ve dedelerini tanımayan evlât, hayırlı bir vâris olamaz, onlara vefa gösteremez, kendilerinden istifade edemez.

 

 

Basa Don